Küçük Çayırdüğmesi, Cayirdugmesi, Sanguisorba Minor

PAYLAŞIN

Küçük Çayırdüğmesi

Çok Yıllık | 0,3-1,5m | Ça,Na,Ho | Otu,Kökü

Çayır düğmesi Wiesenknopf Sanguisorbe offisinalis
Büyük Çayır düğmesi Grober Wiesen knopf Syn: Pimpinella officinalis 
Tıbbi Çayır düğmesi GAERTMER
Sincan otu Poterium officinalis
BEN TH. Et HODK 
Sanguisorba major GILIB

Familyası: Gülgillerden, Rosengewaeche, Rosaceae

Drugları: Çayır düğmesi otu: Sanguisorbae herba
Çayır düğmesi kökü: Sanguisorbae radix
Çayır düğmesi otu ve de kökü çay, tentür natürel ilaç yapımında kul¬lanılır.

Botanik: Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın ılıman bölgelerinde ve de genellikle çayırlık, çimenlik, olan nemli yerlerde, su kenarlarında ve ormanların kenarlarında yetişir. Eskilerden beri kanamaları durdurucu özeliğinden dolayı Latince ‘’sanguis: kan’’ ve ‘’sorbere: emici (kesici)’’ anlamlarına gelen ve kısaca kan dondurucu veya kan kesici anlamına gelir. Türkçe ve Almanca çayır düğmesi diye anılmasının nedeni ise çiçeklerin topluca bir başta toplanmış olması ve geriden bakınca düğme şeklinde görülmesinden dolayıdır. Gövde 30-150 cm boyunda, dik, tüysüz, içi boş yukarılara doğru çatallaşan bir yapıya sahiptir. Alttaki roset yapraklardan oluşur, her kanar yaprak yumurta şeklinde olup, kenarları dişli, saplı, üst yüzeyi koyu, alt yüzeyi açık yeşil renklidir. Gövde yaprakları ise daha küçük ve daha az kanatlıdır. Çiçekleri uzunca sapın tam ucunda yumurta veya silindir şeklinde 1-3 cm uzunluğunda kırmızımsı kahve renkli üzerine sıkça çiçekler yerleşmiştir. Çiçeklerin taç yaprakları eksik olup onun yerini kupa yaprakları almıştır ve ortada dört adet döllenme tozluğu bulunur. Çayır düğmesini çiçek açmadan önce taş anasonundan ayırmak mümkün değildir, zira her ikisinde de yaprakları birbirine çok benzer. Bu benzerlikten dolayı bu bitki yanlış adlandırıl¬mıştır. Taş anasonu ile karıştırılmış ve yer yer ‘’pimpinella officinali’’ ismi ile anılmıştır. Kökleri yumru ve yan köklerden oluşur, dış yüzeyi kahve-rengimsi açık siyah, içi sarımtırak kahverengi olup ve yer yer 15-20 cm uzunluğundadır. 

Yetiştirilmesi: Oldukça kolay olup Mart- Nisan aylarında saksı veya ka-salara ekilerek sıcak yerlerde muhafaza edilir ve fideleri Nisan ayında bahçe ve tarlalara ekilir. 

Hasat zamanı: Çiçek açamadan önce toplanır ise taş anasonu ile ka-rıştırılabilir, bu nedenle çiçek açtıktan sonra toplamaya başlanmalıdır. Hazirandan Ekime kadar yerden 5-10 cm yukardan kesilerek toplanır, soğuk su ile yıkanır ve güneşli ve havadar bir yerde kurutulur. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sıra¬sın-da çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçek¬leri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul¬malı¬dır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırak¬mak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur ku¬ru¬maz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktar¬lar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukça azaltır.

Birleşimi: 
a) Otunda başta; Triterpen ve Sterol türevlerinden bazıları; Ziyu-Glikozit I (3-O-α-L-Arabinopyranosylpomolasit) Ziyu-Glukozit II (3-O-α-L- Arabinopyranosylpomolasit=Sanguisorbin A) Betulin asidi, Ursol asidi ve Tormentin asidi en önemlileridir. 
b) Flavonitlerden başta Rutosid, Quercetinglikozit, Kafurglikozit ve Cyanidin-3-0-glikozit içerir. 
c) Ayrıca Tanen, Chlorogen asidi, acı maddeler ve C-vitamini içerir. 
II) Kökleri de aynı otunun bileşimindeki;
a) Triterpenlerden; Sanguisorbin A, Sanguisorbin B, Sanguisorbin E, Tomentosol asidi ve Ursol asit türevleri içerir. 
b) Tanen türevlerinde; Ellagasit, Gallusasit (Mazı asidi) ve bunların çeşitli kombinleri
c) Ayrıca acı maddeler, β-Sitosterol ve C-vitamini içerir. 

Tesir şekli: İç kanamaları önleyici, özellikle de bayanlarda uzun süren ağrılı ve sancılı kanamalara (antihemorojik) karşı, depresyonu önleyici, şekeri düşürücü, ishali ve iltihabı önleyici, damarları büzücü ve mik¬rop¬ları öldürücü özelliklere sahiptir. 

Kullanılması: 
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri yapılmamıştır, homoeopati ve aromaterapide kullanılmamaktadır. Bu nedenle bu bitki şuan ki bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Bu nedenle daha etkili olan beşparmak kökü, çobançantası otu, civanperçemi otu, Gökçek İksiri kullanılmalıdır.
b) Halk arasında: Rusya, Japonya ve Çin’de halk arasında hallen iç ka-namalara karşı, ishali önlemek için, dişeti iltihaplarına karşı kul¬lanıl-maya devam edilmektedir. Avrupa’da ise genellikle beşparmak kökü, çobançantası otu ve civanperçemi otu gibi daha etkili bitkiler kullanıl-maktadır. 
Benim bu bitki üzerinde durmamamın nedeni ise taş anasonu ile karış-tırılmaması için ve karşılaşıldığında çekinmeden kullanılabilecek bir bitki olmasından dolayı uygun gördüm.

Çayı: Çayır düğmesi otu ve kökü yani tamamı şifa maksadı için kullanıl-dığından çayır düğmesi otu veya kökünden 1 kahve kaşığı demliğe konur ve 300-500 ml kaynar su doldurduktan sonra hafif ateşte 5-10 dakika tutulduktan sonra indirilir ve soymaya bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

Yan tesirleri: Çayır düğmesi otu ve kökünün bilinen herhangi bir yan tesiri yoktur.

Çok Yıllık | 0,2-0,7m | 5-6 Aylar | Otu,Kökü

B) Küçük Çayır düğmesi, Kleiner Wiesenknopf, Sanguisorba minor
Syn: “ garganica
Pimpinella minor LAH.
Poterium sanguisorba L.

Familyası: Gülgillerden, Rosengewaechse, Rosaeae 

Drugları: Küçük Çayır düğmesi otu: Sanguisorbae minor herba
Küçük Çayır düğmesi kökü: Sanguisorbae radix
Küçük Çayır düğmesinin otu ve kökü de aynı büyük çayır düğmesi gibi çay yapımında kullanılır.

Botanik: Avrupa, kuzey Amerika, kuzeybatı Afrika ve Asya’nın ılıman böl¬gelerinde yabani olarak kendiliğinden yetişir. Büyük çayır düğmesinin aksine, küçük çayır düğmesi kuru meraları, orman kenarlarını, kuru ormanları, kireçli ve gevşek toprakları sever. Küçük çayır düğmesi 20-70 cm boyunda uzun ince kahverengimsi, yeşil, yuvarlak, içi boş bir göv-dedir. Bu gövdenin başında düğme şeklinde, 1-3 cm büyüklüğünde bir çiçek demeti bulunur. Çiçekleri bir öncekinden farklı olarak üst kısmı açık yeşilimsi, alt kısmı saçak şeklinde sarkan kahverengimsi sarı döllenme tozlukları ile donanmıştır. Yaprakları 7-15 adet yan yapraklardan oluşan bir kanat yapraktır. Yan yaprakları eliptik veya yumurta şeklinde kenarları derin kertikli yeşil renkli ve yaprakları aşağıdan yukarı doğru küçülür ve azalır. 

Hasat zamanı: Mayıs ve Haziran ayları olup bu aylarda toplanan otu kurutulur ve muhafaza edilir. Kökleri ise sonbaharda veya Nisan’da sökülerek yıkanır. Güneşli ve havalı bir yerde kurutulur ve kaldırılır.

Birleşimi: Birleşimindeki en önemli maddeler; 
a) Triterpen türevleri olup bunlardan bazıları Ursol asidi, Tormentinasit, Tormentinasitglikoziti ve Hydroxtormentinglikozitini sayabiliriz. 
b) Fenolkarbonikasitler; Kahve asidi, Cumarasit, Vanillinasit ve Mazıasit en önemlileridir. c) Flavonitglikozitlerden; Kafurglikozit, Quercetinglikozit ve Isoquercetin’i sayabiliriz. 
d) Ayrıca çok az miktarda eter yağı, alkaloitler ve C-vitamini içerir. Kökleri de otu gibi aynı bileşime sahip olup ayrıca tanen türevleri de içerir.

Tesir şekli: Mikropları öldürücü, iltihapları önleyici ve Kandaki şekeri düşürücü özelliklere sahiptir. 

Kullanılması: Halk arasında hallen iç kanamalara, ishal, açık yaralar ve dişeti iltihaplanmasına karşı lapası veya kremi yapılır. Diğer kullanış şekilleri ve özelikleri ve çay yapımı büyük çayır düğmesi gibi olduğundan ayrıca incelemeye gerek yoktur. Bu nedenle daha etkili olan beşparmak kökü, çobançantası otu, civanperçemi otu, Aloe Vera veya Noni kullanıl-malıdır.

Yan tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur. Çiçek açmadan önceki hali taş anasonuna benzediğinden önce çiçek açmaları beklenmelidir.

Yazar Hakkında

İbrahim Gökçek

İlaç olarak bitkilerin kullanımı, Yazılı insan tarihinin öncesine kadar dayanır. İnsanlar tarafından kullanılan baharatlar ve otlar bir çok tıbbi ilaç ve hastalıkların panzehirleri için kulanılmıştır. Bu ot ve baharatların kullanılması gıda kaynaklı patojenlerin tehdidine bir tepki olarak kısmen geliştirilmiştir.

Yorum Gönderİn