Keçiboynuzu, Harnup, Harnub, Ceratonia Siliqua

PAYLAŞIN

KEÇİBOYNUZU

Ağaç | 5-10m | 5-6 Aylar | Ça,Na | Meyvesi ve Tohumu

Keçiboynuzu, Johannbrotbaum, Ceratonia siliqua
Harnup
Harnub

Familyası: Sinamekigillerden, Sennagewaechse, Caselpiniaceae

Drugları: Keçiboynuzu meyvesi: Ceratoniae fructus
Keçiboynuzu tohumu: Ceratoniae semen
Keçiboynuzunun meyvesi yenir, tohumları ise öğütülerek unu elde edilir ve bu un çay veya natürel ilaç yapımında kullanılır.

Botanik: Vatanı doğu Akdeniz ülkeleri olup, buradan önce Hindistan, Brezilya, Arjantin, Avustralya, ABD, doğu ve güney Afrika ülkelerinde yetiştirilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin ise Akdeniz ve Ege bölgesinin sahil şeridinde yabani olarak yetişir. Kanat yaprakları 3-5çift yapraktan meydana gelir ve her parça oval şekilde, kenarları düz, açık yeşil renkte, ortada ana damar ve ondan sağlı solu ayrılan yan damarlar mevcuttur. Yaprakları 4-5cm büyüklüğünde, parlak, alt yüzeyi kırmızımsı esmer renkte ve çok kısa saplıdır. Çiçekleri bir evli, yani erkek ve dişi çiçekleri bir ağaçta, erkek çiçekleri kırmızımsı, dişi çiçekleri yeşilimsi renkte ve topluca bir aradadır. Meyveleri 10-20cm uzunluğunda 2-4cm geniş¬liğinde 1-2cm kalınlığında yastı uzun, önce yeşil sonra sarı ve nihayet olgunlaşınca koyu kahverengimsi veya siyahımsı esmer ve etlidir. Meyvenin içinde 10-20adet çok sert ve her biri 180-200mg ağırlığında tohumlar içer. Tohumları ile eskiden altın, pırlanta ve gümüş tartmak için kullanılmış ve bir tohum ’’kırat veya karat’’ ismi ile anılan 0,2 mg ağırlığa eşit olan bir tartı birimi olarak kullanılmıştır. 

Hasat zamanı: Sonbaharda olgunlaşan keçiboynuzları toplanarak kurutulur ve kaldırılır. 

Birleşimi: Meyvesinin birleşimindeki önemli maddeler;
a) Karbonhidratlar %50-70 oranında olup Sakkaroz ve Glikozlardan meydana gelir. 
b) Ayrıca %1-2 Pektin, %2-3 Zamk, Sabit yağlar, alkaloitler ve Tanin içerir. 
Tohumlarının birleşimindeki maddeler; %90 oranında Galakto¬man-noglykanlar içerir ve bu da Galaktomannanlar ve glikozlardan oluşur. 

Tesir şekli: 
a) Meyvesi hafif idrar artırıcı ve müshil yapıcıdır. 
b) Yaprak, dal ve kabukları; peklik yapıcı özelliklere sahiptir. 
c) Tohumları kusmayı önleyici, mikropları öldürücü, bağırsaklardaki kokuşmayı önleyici ve iltihapları önleyicidir. 

Kullanılması: 
a) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılma-mıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Keçiboynuzu yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin gastritte karşı Kuşburnu, Elma, Çentiyan, ZYE, Lahana preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir.
b) Halk arasında öncelikle bebek ve çocuklardaki kusma ve ishale son-rada mide ve bağırsak iltihaplarına (gastrit ve gastroenterit) karşı kullanılır. Keçiboynuzu tohumu öğütülerek un haline getirilir ve bu un kullanılır.

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

İki dirhem bir çekirdek


Lafın gelişi değil, faydaları saymakla bitmez derler ya, işte öyle bir cömert meyve keçiboynuzu… Baklagiller familyasından, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde yetişen,

Baklagiller familyasından, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde yetişen, meyveleri tatlı mı tatlı, sağlıklı mı sağlıklı bu ağaç bana

çocukluğumun

geçtiği cennet Datça’yı, yaramazlıklarımı hatırlatır hep. Evimizden şehir merkezine giden yol boyunca keçiboynuzu ağaçları mutlaka karşımıza çıkar, önce birkaç tane keçiboynuzu koparılır, ceplere atılır öyle yola koyulunurdu…

Uzun ömürlü, 10

metre

boylarındaki bu maki türü sağlık iksiri sert, koyu ve yeşil yapraklı bir yapıya sahip. Açık yeşil tonlarında ve

kırmızı

çiçekler verir. Meyveleri ise önceleri yeşil, olgunlaştıkça da bilindiği gibi kahverengidir. Orta

tabakası

tazeyken yumuşak ve tatlıdır. Her keçiboynuzunun içinde yaklaşık 15 adet sert kabuklu ve yassı tohumlar bulunur. En çok Akdeniz kıyılarında, Kıbrıs, Libya ve ABD'nin Kaliforniya bölgesinde yetişen bu muzur ağaç, ne mutlu ki

Türkiye

'de Antalya'nın Manavgat, Gazipaşa ilçeleri, Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Gülnar, Silifke ilçeleri ve Muğla'nın Marmaris ve biricik Datça’sında küçük veya büyük

gruplar

halinde yetişiyor. Yetişkin ağaç yaklaşık 1000 kg meyve verirken, ilk 15 yıl meyve vermiyor.

Eski çağlarda elmaslar keçiboynuzu tohumlarıyla tartılarak satılırmış. Çekirdeği, doğada ağırlığı değişmeyen tek tohum olduğundan, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde ağırlık ölçüsü olarak bile

kullanılmış

. Hesaba göre dört tanesi bir dirhem eden satıcı, alıcısına lütfedip fazladan bir çekirdek daha koyarsa, bu malı alanın itibarını,

yüksektabakadan

olduğunu gösterirmiş. Dilimizde

kullanılan

, pek sevdiğim “iki dirhem bir çekirdek” deyimini de bu kahverengi harikaya borçluyuz. Yaklaşık 5000 yıldır bilinen bu meyve, Yahya Peygamber’in çölde ekmek yerine tükettiği

besin

olarak da biliniyor.


Keçiboynuzunun faydaları
 

Kolestrol içermez. Süte

oranla

yaklaşık 3 kat daha çok kalsiyum içerir.
Vücuda yiyeceklerle birlikte giren radyasyonu dışarı atar.
Astım hastalığı ve nefes darlığını tedavi edici özelliği vardır. Beklenmeyen hızda sonuç alınabilir. İçindeki etken madde hemen hemen hiçbir

besinde

bulunmamaktadır.
Ciddi afrodizyak etkisi mevcuttur.

Keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra balgam söktürücü etkisi ortaya çıkar.
Akciğer kanserini önleyen mucizevi bir meyvedir. Fosfor ve kalsiyum

bakımından

zengin olduğundan, osteoporoz

rahatsızlığı

olanlara, kalsiyum

ihtiyaçlarının

karşılanmasında çok iyi bir

destekleyicidir

.

Keçiboynuzu pekmezini sabah aç karnına, akşam ise yatarken ilk 3 gün ikişer

yemek

kaşığı, sonraki günlerde de birer

yemek

kaşığı tüketin. Bunu bir yaşam tarzı haline getirip aksatmayın. Sağlığınızdaki olumlu değişimleri fark etmeniz uzun sürmeyeceğe benziyor. Beyaz şeker tüketiminin başlamasıyla hamur ve tatlı yapımında yüzyıllar önce sadece keçiboynuzu tozu

kullanıldığı

unutuldu. Keklere, tatlılara şeker yerine aynı miktarda keçiboynuzu tozu ilave edin. Tat

bakımından

şekerden hiçbir farkı olmadığını göreceksiniz.


Dr. Ayça Kaya

Yazar Hakkında

İbrahim Gökçek

İlaç olarak bitkilerin kullanımı, Yazılı insan tarihinin öncesine kadar dayanır. İnsanlar tarafından kullanılan baharatlar ve otlar bir çok tıbbi ilaç ve hastalıkların panzehirleri için kulanılmıştır. Bu ot ve baharatların kullanılması gıda kaynaklı patojenlerin tehdidine bir tepki olarak kısmen geliştirilmiştir.

Yorum Gönderİn