Gülhatmi, Gül Hatmi, Alcea Rosea

PAYLAŞIN

A-) Gül Hatmi, Stockrose, Alcea rosea L. (Syn: Althaea rosea L.(CAV)) 

Familyası: : Ebegömecigillerden, Malvengewâchse, Malvaceae
Drugları: Gül hatminin sadece çiçeklerinden çay ve natürel ilaç yapmak için istifade edilir ve diğer kısımları pek kullanılmaz. 

Botanik: Vatanının Balkanlar ve Türkiye olduğu ve buradan Osmanlılar vasıtasıyla 15-16.yy’da önce Avrupa’ya sonrada diğer dünya ülkelerine yayılmıştır. Avrupa’da bir zamanlar oldukça çok yetiştirilen Gül Hatmi 19.yy’da “pucinia malvaceurum” adındaki mantar tarafından hemen hemen yok edilmiştir. Günümüzde ise meraklı bahçıvanlar tarafından özel olarak yetiştirilmektedir. Gül hatmi ırmak kenarları, sulak topraklar ve viranelerde kendiliğinden yetişir. Gül hatmi tohumları ekildiğinin ilk yılında sadece rozet yapraklarını çevresine yayar ve ikinci yıl boyu 3m’yi bulabilir. Yaprakları uzun saplı, 3-7loplu, kenarları kertikli, çok çeşitli formlarda olabilir. Başlangıç kısmı kalp, ortalara doğru loplu ve uçlara doğru hafif sivricedir. Çiçekleri oldukça çok ve farklı renklerde mor, morumsu siyah, eflatun, pembe, kırmızı, sarı veya beyaz olabilir. Taç yaprakları oldukça büyük ve gülün taç yapraklarına benzediğinden Gül hatmi diye anılır. Ortasında topuz şeklinde bir göbek ve bunun etrafında sarımsı döllenme tozluklarıyla donanmıştır. 

Hasat zamanı: çiçekleri toplanırken kupa yaprakları ile birlikte toplanır, güneşli bir havada kurtulduktan sonra nem kapmaması için özel kaplarda muhafaza edilir. 

Birleşimi: Birleşimindeki maddeler; Musilaj, Tanen, Anthocyan, renk maddesi (antosiyan), mineraller, acı maddeler, nişasta ve phytosferin (Fitosterin) içerir. 
Tesir şekli: balgam söktürücü, tahrişi önleyici, hafif ağrı dindirici, iltihapları önleyici ve kramp çözücü özelliklere sahiptir. 

Kullanılması: başta bronşit, öksürük, boğaz,, ağız içi ve dişeti iltihapları ve de mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanır. Hatmiye göre daha hafif bir etkiye sahiptir.

Çayı: Hatmi kökü genellikle soğuk su (mazerat) ile hazırlanırken Gül hatminin çiçekleri sıcak su (ınfus) haşlanır ve soğuduktan sonra içilir. Gül hatmi çiçeğinden iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 250-300ml kaynar su doldurularak haşlanır ve 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. 

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

 

B-) Hatmi, Eibisch, Althaea officinalis
HATMİ

Çok Yıllık | 0,7-2m | 6-9 Aylar | Ca,Na | Kökü, Yaprağı

Hatmi, Eibisch, Althaea officinalis L.
İbiş kökü
Şifalı kök
Tıbbi kök

Familyası: Ebegömecigillerden, Malvengewâchse, Malvaceae

Drugları: Hatmi kökü; Althaeae radix
“ yaprağı; Althaeae folium
“ çiçeği; Althaeae flus

Hatminin kökü yaprağı ve çiçeğinin sade veya harman çayları ve kö-künden natürel ilaçlar yapılır. 

Giriş: Hatmi Ebegömecigillerin bir alt grubu olan Hatmigillerden (Althaea) olup bu gruba 30 çeşit dahildir ve bunlarda yine kendi aralarında Hatmigiller (Althaea) ve Gül Hatmi (Alcaea) giller diye ikiye ayrılır. Hatminin eski Yunancada adı Altho yani Şifalı anlamına gelmek¬tedir. İlk defa M.Ö Mısırlılar tarafından ve sonra Romalılar tarafından baş¬ta öksürük, bronşit ve mide bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanıl¬mıştır. Vatanının Türkiye, Kafkaslar, Türkistan ve Doğu Karadeniz hav¬zası olduğu ve Hatminin buradan önce Orta Avrupa’ya sonradan ABD’ye kadar yayılmıştır. Rahmetli annem köydeki evimizin arka bahçesinde bir düzine şifalı bitkiler; Hatmi, Sefa çiçeği, Gül Hatmi vb. yetiştirir ve onlardan merhemler, çaylar yapar veya haricen pansuman yapmada kul¬lanırdır. Bir gün ağabeyimle anneme neden hala bu eski kocakarı ilaçları ile uğraşıyor ve zamanını harcıyorsun, artık çok etkili ve tesirli kimyasal ilaçlar var diyerek annemi o güzel uğraşından vazgeçirdiler. 

Botanik: Hatmi iki türlü köke sahiptir. Önce çocuk yumruğu gibi bir ana kök (Rhizon) ve ondan çevreye yayılan 10-50cm uzunluğunda 0,5-2cm kalınlığında, kazık köklerden (radix) oluşur. Tıpta da bu kazık kökler (yan kökler) bulunur. Yapraklarının üst yüzeyi açık yeşil, kadife gibi tüylü, alt yüzeyi grimsi yeşil tüylü ve kadife gibi 6-12cm büyüklüğünde, 3-5loplu, orta lop yan loplara göre oldukça büyüktür. Üst yapraklar yumurta şeklinde uca doğru hafif sivricedir. Çiçekleri yaprak diplerinden çıkan bir sap üzerinde, salkım gibi topluca ir arada bulunur ve her biri 3-5cm büyüklüğündedir. Kupa yaprakları genellikle 9 adet olup 4’ü dış, 5’i iç kupa yaprağıdır ve bunların sardığı taç yapraklar ters kalp şeklinde, beyaz ve pembe beyaz renkte üzeri ipek gibi parlak, ortada döllenme tozlukları ile bir göbekten oluşur.

Yetiştirilmesi: Hatmi tohumları Mart ve Nisan aylarında kasalara veya saksılara ekilerek havaların ısınmasıyla Mayıs’ta fideler bahçe ve tarlalara 40-50cm arayla dikilir. Türkiye’nin Marmara, Ege ve Akdeniz bölge¬sinde yabani olarak yetişir. Diğer bölgelerde de yetiştirmek mümkündür. Nemli çimenlikler, meralar, göl ve gölet çevresi, ırmak kenarları, kumlu, tozlu ve kireçli toprakları sever. Bahçe ve tarlalarda yetiştirmek oldukça kolaydır. 

Hasat zamanı: Yaprakları çiçek açtıktan sonra Temmuz ve Ağustos’ta toplanarak kurutulur ve kaldırılır. Nemli yerlerde bulunması halinde veya tam olarak kurutulamamış ise küflenir. Kökleri Ekim ve Kasım aylarında veya Nisan’da topraktan çıkarılan kökler tel fırça ile temizlendikten sonra kurutulur, yıkanmaması gerekir. Şayet suni olarak kurutulacak ise yıkan-dıktan sonra 50-60˚’de kurutulur. Köklerini iki türlü bulmak mümkündür; a) Kabuğu soyulmuş kökler ve b) kabuklu kökler olmak üzere ve kabuğu soyulmuş olanlar daha kaliteli ve de pahalıdır.
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem¬leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi: 
a) Birleşiminde %10-20 oranında Hatmipolisakkarit bulunur ve bu musilaj çeşitli sakkaritlerden (glukon türevleri) fruktozlar, glikozlar, arabinozlar, rhamnozlar, galaktozlar ve galakturonasit oluşur. Ayrıca nişasta, şeker, pektin, tanen, asparagin ve flavonitler içerir.
b) Yaprak ve çiçekleri %5-10 arasında musilaj (zamk) içerir ve diğerleri takriben aynıdır. 

Tesir şekli: Kökleri; göğsü yumuşatıcı, balgam söktürücü, tahriş ve ilti-hapları önleyici, yaraları iyileştirici, idrar söktürücü, immün sistemi kuv-vetlendirici ve kandaki şekeri düşürücü özelliğe sahiptir. Yaprak ve çi-çekleri; mukoza derisindeki (sümüksü iç deri) tahriş ve iltihapları önleyici özelliklere sahiptir. Köklerine göre biraz daha ılımlı tesir eder.

Araştırmalar: Japon bilim adamları H.Yamada, T.Nagai, J.C.Cyoung, Y.Otsuka, M.Tomoda, N.Sehimizu ve K.Sehimida tarafından fareler üze-rinde yapılan araştırmada kandaki şekeri düşürücü, immünü kuvvet-lendirici ve mukozayı koruyucu özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. (HHB.IV.233)

Kullanılması: 
a) Modern kilinik araştırmaları yapılmaları yetersizdir.
b) Komisyon E’nin 02.03.1989 tarih ve 43 nolu Monografi bildirinse göre ağız ve yutak mukozası tahrişine ve kuru öksürüğe karşı kullanılır. 
c) Halk arasında başta ağız ve yutak mukozası olmak üzere mide-ba-ğırsaklar, idrar yolları ve nefes yolları mukozalarındaki tahrişleri önler ve bu iltihapların yayılmasını engeller. Tahrişli (yırtıcı) öksürük, kuru bronşit ve ishali önler. Musilaj (zamk) iltihaplı kızarık, mikroplu veya yaralı (ülser) kısmı (iç deriyi) örterek büyümesini, yayılmasını önler. Böylece mikropların yayılmasını önleyerek vücudun savunma siste¬mini güçlendirir, mikropları daha kısa sürede zararsız hale getirir.

Çayı: 
1) Mazerat (soğuk suyla çay hazırlama); ince kıyılmış Hatmi kökünden iki kahve kaşığı bir bardak suya akşamdan konur ve sabahleyin hafif ateşte kaynatılır ise ortaya jelatinimsi musilaj çıkar. Hatmi çayı sade olarak veya diğer çaylarla birlikte içilir.
2) Dekokt; ikinci usül ise ince kıyılmış Hatmi kökünden iki kahve kaşığı demliğe konur. Hafif ateşte karıştırılarak kaynatılır ve de süzülerek ılıması beklenir ve de içilebilir. Hatmi kökündeki musilaj 30-40C˚’de çözülürken nişasta 100C˚’nin üzerinde çözülür.
Bu nedenle Hatmi kökünden üç şekilde çay elde edilebilir.
1) Mazerat
2) Infus
3) Dekokt olmak üzere bunlardan mazerat en yaygın olarak kullanılan türdür. 

Çay Harmanları;

Gökçek Nefes yolları çayı;
>30 gr Hatmi kökü
>30 gr Meyan kökü
>20 gr Çuha kökü
>20 gr Anason tohumu

Gökçek Öksürük çayı 
>50 gr Hatmi kökü 
>30 gr Anason tohumu
>20 gr Çuha kökü

Gökçek Öksürük çayı;
>30 gr Kekik otu
>35 gr Hatmi kökü
>25 gr Sinirli ot
>10 gr Meyan kökü
>10 gr Rezene tohumu

Gökçek Bronşit çayı;
>50 gr Çuha kökü
>50 gr Hatmi kökü
>50 gr Sinirli ot
>50 gr Kekik otu
>30 gr Rezene tohumu
>20 gr Ebe gömeci çiçeği

Gökçek Mide-bağırsak üşütmesine çay;
>20 gr Beşparmak kökü
>20 gr Meşe kabuğu
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Kedi otu kökü
>20 gr Papatya çiçeği

Gökçek Göğüs çayı;
>30 gr Hatmi kökü
>20 gr Öksürük otu
>20 gr Meyan kökü
>10 gr Calba çiçeği
>10 gr Anason tohumu
>10gr K.menekşe kökü 

Gökçek Öksürük çayı;
>30 gr Kekik otu
>20 gr Hatmi kökü
>20 gr Sinirli ot
>10 gr Rezene tohumu
>10 gr İzlanda likeni
>10 gr Meyan kökü

Şurubu: 50gr Hatmi kökü 50ml %70’lik etanol, kaynatıldıktan sonra soğumuş 500ml su ile karıştırılarak 6-8sa dinlenmeye bırakıldıktan sonra hafif kaynatılır ve jelatinimsi bir hal alır. Bu jelatin soğuduktan sonra süzülerek 250-300gr bal veya natürel şeker ile karıştırılarak hatmi şuru¬bu elde edilir. bu şuruptan günde 3-4defa 1 yemek kaşığı alınır. 

Yan tesirleri: Hatmi kökünün bilinen bir yan tesiri yoktur; şayet yaprak ve kökleri küflenmeden uygun ortamda kurutulmuş ise.

Yazar Hakkında

İbrahim Gökçek

İlaç olarak bitkilerin kullanımı, insanlık tarihinin en eski tıbbi tekniklerinden biridir. Etnobotanik (bitkilerin geleneksel olarak insanlar tarafından kullanımları) gelecek ilaçları keşfetmek için etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Hekimlerin mevcut ilaçların çoğu aspirin, dijitalisten, kinin ve afyon içeren bitkisel ilaçlar olarak kullanımının uzun bir geçmişi var.

Yorum Gönderİn