Devedikeni, Akkiz, Karacigerdikeni, Silybium Marianum, Carduus Marianum

PAYLAŞIN

İki Yıllık | 0,3-1,5m | Ca,Ho,Na | Tohumları, Otu

Devedikeni Mariendistel Silybum marianum
Karaciğer dikeni Syn: Carduus marianum
Safra dikeni
Ak kız
Kadın dikeni
Kengel
Meryem ana dikeni

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae

Drugları: Devedikeni meyvesi (tohumu); Silyi mariane fructus
Devedikeni otu; Cardai mariae herba
Devedikeninin genellikle meyveleri (tohumu) çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Otundan ise nadiren çay yapılır.

Giriş: Devedikeni Bileşikgillerin alt grubu olup bu grupta olan Mari-anumgillerden’dir. Devedikeni bu grupta bilinen ve kullanılan en önemli türdür. Bazı yörelerde kengel diye anılmaktadır. Bu da köklerinden kengel sakızı elde edilen esmer çiçekli diken (kengel sakızı dikeni) ile karıştırmamak gerekir. Yine Batı yörelerde bitki kangal ismi ile anılır. Oysa kangal (eşek dikeni) ile anılan bitki sapı soyulduktan sonra yenir ve yaprakları grimsi beyazdır. Türkçe bitkinin Devedikeni denmesinin ne¬deni bu bitkiyi devenin çok sevmesidir. Latince Marianum ismi ile anılması ise Meryem ana nedeniyledir. Devedikeni ile ilgili araştırmaları muhtemelen İbn-i Sina yapmıştır. Çünkü Türkçe kitaplarda Devedi¬keninin safra ve karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirdiği beyan edilmiştir. Hemopati doktoru Altschul 1864, Hahnemann 1940 ve Rademacher 1955 yapmışlar ve onları modern klinik araştırmaları takip etmiştir. Vatanının Güney batı Asya ve Doğu Karadeniz bölgeleri olup buradan dünyanın hemen her yöresine yayılmıştır.

Botanik: Devedikeni 2 yıllık bir bitki olup; 1. yıl sadece rozet şeklindeki yapraklara sahiptir ve 2. yıl çiçek açar. Bitki dikine yükselir ve az çatallaşan bir yapıya sahiptir. Yaprakları gövdeye oturmuş olup kenarları derin loplu, dişli ve kertikli olup, diş ve kertiklerinin ucunda sivri dikenleri bulunur. Yapraklardaki ve loplardaki damarlar ve damarların çevresi beyaz renkte, gri, kalın kısmı ise yeşil renkte olduğundan sadece bu özelliği bu bitkiyi diğer bitki türlerinden ayırır. Gövde yuvarlak, çatalı ve boyu 30-150cm arasında yer yer beyaz renkli fakat genellikle yeşil renktedir. Çiçekleri 10-15cm çapında genellikle kan kırmızısı renkte, nadiren pembe veya kiraz çürüğü renginde, ince, uzun, püskül şeklindeki taç yaprakları ve onu saran kupa yaprakları yeşilimsi ve sivri diken şeklindedir. Meyveleri 6-7mm uzunluğunda, 2-3mm eninde, yumurta şeklinde, grimsi esmer veya açık siyahımsı renkte olup bir demet grimsi beyaz tüycükler baş kısmına dizilmiştir. Bu tüycükler sayesinde hafif rüzgarlı havalarda meyveleri açarak çevreye yayılırlar. 

Yetiştirilmesi: Mart ve Nisan ayında tohumları direkt bahçe ve yahut da tarlaya dikilebilir ve yahut da Şubat’ta kasa, saksı, çamlık, yastık veya seralara dikilir ve büyüyen fideleri Nisan’da bahçe veya tarlalara dikilir. Devedikeni hem kuru hem de nemli topraklarda yetişebilir. Önemli olan güneşli bir yere ekmektir. 

Hasat zamanı: Ağustos ayından itibaren olgunlaşan Devedikeni mey-veleri topuz şeklinde olan kafaların üst kısmından hafif açılarak beyaz tüycüklerini göstermeye başlar. Bu işaret devedikeni tohumlarının olgunlaştığı anlamına gelir ve bu şekildeki kafalar Ağustos’tan itibaren Ekim ayına kadar toplanır ve kurutulduktan sonra dövülerek tohumları çıkarılır ve mümkün ise porselen kaplarda muhafaza edilir. 

Birleşimi: Devedikeni tohumlarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Silimarin türevleri %1,5-3 arasındadır ve en önemlileri; %50 ile Silybin (Silibinin), Silychristin ve Silydianin’den oluşur ve az miktarda izosilybin, İzochristin, 2,3-Dehydrosilybin, 2,3-Dehydrosilychristin, Silymoin ve Silandrin’den oluşur. Silinmarinler bir Flavanon türevleri karışımıdır.
b) Flavonit türevleri; Taxifolin, Quercetin, Kâmpferol, Dihydrokâmpferol, Apigenein, Laringenin, Eriodyctiol, Luteolin ve az miktarda bunların alt türevlerini içerir.
c) Doymamış yağ asitleri %20-30 arasında olup bunun %60’ını Linolasit, %25-30 Oleik asit, %10’uda Palmidasit içerir.
d) Sterol türevleri; Cholesterol, Campesterol ve Stigmasterol içerir.
e) Ayrıca %20-30 Protein, musilaj ve az miktarda Vitamin-E içerir. 

Araştırmalar: Avrupa’da her yıl yüzlerce insan mantardan zehirlen¬mek-teydi ve zehirlenmelerde yetişkinlerin %25’i, çocukların %50’si ölmekteydi bu zehirlenmeye büyük mantar (tabak gibi başı, silindir şeklinde gövdesi olup kremsi beyaz renkte) sebep olmaktadır ve birleşimindeki α-Amonitin karaciğer ve böbrek hürelerini bozarak kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Mantarın Latince ismi Amanita phallotoides’dir. Devedikeni tohumunun birleşimindeki maddelerden Silymarin’in bir alt türevi olan Silybin’in (Silybinin) mantarın zehir maddesi olan Amanitini karaciğer ve böbrek hürelerine yaklaşmasını önlemekte ve zehirlenmede böylece ortadan kalkmaktadır. Devedikeni tohum ekstresi ile mantar zehirlen¬mesi, kimyasal ilaç zehirlenmesi ve alkol bağımlılarındaki siroza karşı tedavi denemeleri yapılmıştır. 
1) Almanya’nın Maiz şehri ve çevresinde 1988 yılı mantar toplama zamanında 18 kişi mantar zehirlenmesi nedeni ile kliniğe getirilmiş ve bunlar Silybinin Dihemisuccinat (L…..) İnfüzyonuyla (damardan serumla ilaç verme) tedavi edilmişlerdir. (Nhp.08.99.1249)
2) Artweiler 1977, Bertelli ve ekibi 1977, Faulstich ve ekibi 1980 ve de Vogel 1980 büyük mantar zehirlenmelerine karşı Devedikeni ekstresi ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastanın zamanında tedaviye baş-laması halinde hastaların kurtulabileceğini beyan etmişlerdir. (PP.180)
3) Hohn ve ekibi 1968, Raven ve Schriewer 1973 ve de Siblikova ve ekibi 1980’de kimyasal madde; tetraklorkarbon, Galactosamin, Thioasetamid ve Praseodym zehirlenmelere karşı Devedikeni tohumu ekstresi (L….) ile tedavi denemesi yapmışlar ve etkisini tespit etmişlerdir. (Age)
4) Martines ve ekibi 1980, Leng-Peschlow 1983 ve de Ortenberg ve Tazhudinowa 1984 kimyasal ilaç zehirlenmelerine karşı Devedikeni tohum ekstresi ile tedavi denemesi yapmışlar ve etkisini belgele¬miş-lerdir. (Age)
5) Alkol nedeni ile karaciğer zehirlenmesi, yıpranması ve nihayet siroza dönüşmesine karşı 7 büyük araştırma yapılmıştır. Sirozu tedavi için yapılan 7 büyük araştırma (Varis ve ekibi 1978 Fintelmann ve Albert 1980, Benda ve ekibi 1980, Salomi ve Sarno 1982, Feher ve ekibi 1988, Feher ve ekibi 1989, Ferenci ve ekibi 1989) yapılmış ve bu tedavi denemesinde 2169 sirozlu hasta katılmıştır. Devedikeni tohumu ekstresi ile tedavi olan sirozlu hastaların diğerlerine göre daha uzun yaşadıkları tespit edilmiştir. (RP.239)
6) Portekizli bir arkadaşım sarılığa(hepatit B) yakalanmış ve doktoru şayet iki hafta içinde iyileşmez ise hastaneye yatması gerektiğini söylemişti. Ben ona Cheiranthol ve marianon yazdım. Bu kişi dört hafta içinde iyileşti ve hastaneye yatmasına gerek kalmadı. Doktorda aynı ilaçlara devam etmesini istemiş.

Tesir şekli: Antihepatoksik (karaciğer zehirlenmesini önleyici), karaciğer kuvvetlendirici ve koruyucu, safra artırıcı, sarılığı önleyici ve iyileştirici (hepatit), karaciğerin büzülmesini (siroz) ve yağlanmasını (alkoliklerde) önleyicidir. 

Kullanılması: 
a) Araştırmalar göre Devedikeni tohumu veya tohum ekstresi başta kimyasal maddelerin (kimyasal ilaçlar=tetraklorkarbon, Galactosamin, Thioasetamid, Praseodym, Paracetamol, Azothioprin, Indo¬metachin, İzoniazid, Lorazepam, Tolbutomid, Clofibrat, Estra¬diol, Halothan, Fosfatasit alt türevleri ve Benzpyren) zehirli man¬tarların ve alkolün karaciğeri zehirlemesine ve siroza karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 13/03/1986 tarih ve 50 nolu Monogafi bildirisine göre Devedikeni tohumu, ekstresi veya natürel ilaçları başta; kronik iltihaplı karaciğer hastalıkları (hepatit) ve siroza karşı kullanılır.
c) Homeopati’de; Devedikeni tohum tentürü başta; karaciğer veya saf¬ra rahatsızlıkları, siroz, safra taşı, safra koliti, sarılık, kabızlık, ke¬pitop-lardamar tıkanması, varis, basur ve baldır ülserine karşı kul¬lanılır.
d) Devedikeni tohumu halk arasında karaciğer ve safra rahatsızlıkları, varis, basur, migren, alkolün kimyasal ilaçların ve zehirli mantarın sebep olduğu karaciğer zehirlemesine karşı kullanılır. 
e) Komisyon E’nin 11/03/1992 tarih ve 49 nolu Monografi bildirisine göre Devedikeni otu (yaprak ve çiçekleri) karaciğer ve safra rahatsızlıkları, sarılık (hepatit), safra koliti, dalak rahatsızlığı ve böğür batmasına karşı kullanılır. 

Açıklama: Genellikle ormanda yetişen tabak gibi şapkası ve silindir gibi gövdesi olan büyük mantar çok zehirlidir ve takriben 10mg α-Amanitin içerir. Bu zehir zamanında (24 sa içinde) tedavi olamayan kişiyi öldü-rebilir. Bu zehir karaciğerde RNA-polimerazenin(Enzim) oluşmasını engeller ve hasta 12-24 saat içinde ölebilir. Eğer hemen Devedikeni to¬humu ekstresinden elde edilen Silybinin(Legolan) ile damardan infüzyonla (serum damardan verilir) tedaviye başlanır ise Silybinin zehirli maddeyi (α-Amanitin) enzimden (RNA-polimeraze) uzaklaştırır ve böylece karaciğer yeniden protein yapmaya başlar ve hasta kurtulur. (Rationale Phytotherapie 239 ve Phytopharmaka 180) Silybinin (Legalon) damardan verilmesi kişinin ağırlığı ile orantılı olarak artar. Kişinin kg ağırlığına 20mg Silybinin gerekir. Mesela 70kg ağırlığındaki bir kişiye 1400mg Silybinin gerekir ve bunun günde 4 defa iki saat süren infüzyonla yapılması gerekir.

Çayı: Devedikeni tohumunu birleşimindeki Silymarin türevleri çayın demine geçmez. Bu nedenle Devedikeni tohumları önce karabiber değir-meninde öğütülür veya havanla dövülerek toz haline getirilir. Devedikeni tohumlarının tozundan iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilir ve 5-10dk demlenmeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir. 

Çay Harmanları;

Gökçek Safra çayı 
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Devedikeni tohumu 
>20 gr Nane yaprağı
>20 gr Zerdeçal kökü
>20 gr Kimyon tohumu

Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
>30g Hindibaotu ve kökü
>20g Deve dikeni tohumu
>20g Nane yaprağı
>20g Cava Zerdeçal kökü

Karaciğer ve safra çayı 
>40 gr Hindiba otu ve kökü
>30 gr Devedikeni tohumu
>10 gr Kantaron otu 
>10 gr Civanperçemi otu
>10 gr Melek otu kökü

Gökçek karaciğer ve safra çayı 
>30 gr Devedikeni tohumu 
>30 gr Nane yaprağı
>20 gr Pelin otu
>20 gr Zerdeçal kökü

Gökçek Karaciğer rahatsızlıkları çayı;
>10 gr Mübarek otu
>30 gr Hindiba otu ve kökü
>30 gr Devedikeni tohumu
>20 gr Enginar yaprağı
>10 gr Rezene tohumu

Gökçek Karaciğer ve Safra çayı
>40g Devedikeni tohumu
>40g Nane yaprağı
>20g Pelin otu 

Homeopati’de: Devedikeni tohumundan 50gr havanda dövülerek ezilir veya karabiber değirmeni ile öğütülerek bir şişeye konur ve üzerine 250ml %70’lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilirken (iki günde bir çalkalanır) sonra süzülerek Homeopati’de <<Cardus marianus>> ismi ile anılan tentürü elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır. 

Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Hasta soluna yattığında derin nefes alınca veya hareket edince karaciğeri ağrıyorsa 
2) Yemekten sonra alında ve sırtta terleme oluyorsa 
3) Sağ kürek kemiğinin altında ağrılar hissediyorsa
4) Gaitası kuru, sert, düğüm gibi, yeşil veya açık sarı renkli ve yahut da çömlek renginde ise
5) Deri kirlimsi sarı renkli ve göğüste koyu renkli lekeler oluşursa
6) Alın ve şakak ağrıları ve genellikle gözün yarısı ağrıyorsa
7) Dilin üzerinde beyaz tabaka ve kenarlarında diş izi 
8) Nefes darlığı, kuru öksürük ve öksürüğün bitmemesi ve de böğür batması varsa
9) Deride kaşıntı, büyük yorgunluk, baş dönmesi, sanki önüne düşecekmiş gibi
10) El, kol, bacak ve ayaklarda dövülmüş gibi ağrı, ayaklarda dermansızlık, bacaklarda ödem ve varis varsa bu gibi hallerde Devedikeni tohum tentürü kullanılır.

Yan tesirleri: Bilinen hiçbir yan tesiri yoktur.

Yazar Hakkında

İbrahim Gökçek

Her hastalığın şifası doğada bulunmaktadır, insanoğluna düşen onu arayıp bulmak ve uygulamaktır. Ancak hastalıkları tedavi etmek, hangi ilacın hangi hastalığa iyi geldiğini bulmak, hangi ilacın hangi işlemlerden geçtikten sonra ne kadar ölçüyle uygulanması gerektiği gibi bir dolu soru, insanoğlunun binlerce yıldır çözmesi gereken problemler yığınında yer almaktadır.

Yorum Gönderİn